guc ne demek

Güç.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Güç, zor
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Güç, kuvvet
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

bk. güç.
(Tarama Sözlüğü1967)

(I) sf.
1. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, efor, kolay karşıtı: Eski yazıyı öğrenmek güç bir işti.
2. zf. Zorlukla: “Kendini yatağa güç atmış ve sızıp kalmıştı.” -Y. K. Karaosmanoğlu.
(Güncel Türkçe Sözlük)

(II) a.
1. Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet: Zihin gücü. Yaşama gücü.
2. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat.
3. Sınırsız, mutlak nitelik: Tanrı'nın gücü.
4. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik: Paranın gücü.
5. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği: Motorun gücü.
6. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler toluluğu: Güçler dengesi.
7. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli: İnsan gücü.
8. Bir toprağın verimlilik yeteneği.
9. mec. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse.
10. coğ. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. 1
1. fiz. Birim zamanda yapılan iş.
(Güncel Türkçe Sözlük)

Gönül, yürek: Gücüm üzledi.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)

Saat.
(Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü)


Köken: İngilizce force
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )


Köken: İngilizce power
(BSTS / Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu )


1. Fiziksel, düşüncel ve ahlaksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yeteneği, a. Ağır bir cismi kımıldatabilme yeteneği: kas gücü. b. Etki ve güçlülük ilkesi: karakter gücü, direnme gücü, düşünce gücü, bir kanıtın gücü (idée force = kımıldatıcı, yönetici güç).
2. Fizik-ötesi kavramı olarak: a. İtme ve çarpmada dıştan mekanik etki yapan şey; b. Bireylerde türlü biçimlerde ortaya çıkan itici, etki yapıcı ve biçimlendirici olan şey. (Leibniz'de temel etkinlik ilkesi; Herder ve Nietzsche'de de temel kavram.)
3. Bir şeyin yapılmasını tüzeyle, anlaşmayla değil de, baskı yoluyla sağlayan etkinlik. (Ör. Güce dayalı devlet.)
Köken: İngilizce power
(BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü 1975)


1. İş yapma hızı; birim zamanda yapılan iş.
2. Görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği.
Köken: İngilizce power
(BSTS / Fizik Terimleri Sözlüğü 1983)

Bir iş veya enerjinin transfer edilme hızı, birimi J.s-1 (wat).
Köken: İngilizce power
(BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü (II) 2007)

bk. üst.
Köken: İngilizce power
(BSTS / Matematik Terimleri Sözlüğü 1983)

(fizik)
Köken: Osmanlı Türkçesi tâkat
(BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963)

Birim zamanda yapılan işin niceliği ile ölçülen iş yapabilme yeteneği.
Köken: İngilizce power
(BSTS / Otomobilcilik ve Motor Bilgisi Terimleri 1980)

Sinema/TV.
1. Birim zamana düşen iş birimleriyle ölçülen iş yapma oranı.
2. Vatla ölçülen iş yapma oranı; elektrik gücü (1 vatlık bir güç, saniyede 1 jul iş yapar).
Köken: İngilizce 1. power, 2. electric power
(BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981)


1. fizik: a. Dinginliği devime, devimi dinginliğe dönüştüren; direnci doğuran ya da kıran özellik. b. Birim zamanımda yapılan iş.
2. subilim: Bir su akıntısının aşındırma ve taşıma yeteneği.
3. mekanik: Bir makinenin yaptığı işin, bu işin kotarılması için gereken zamana bölümü.
Köken: İngilizce force, strength
(BSTS / Uygulayım Terimleri Sözlüğü 1980)


1. Zulüm, gadr, haksızlık, zor, çevir, eziyet, sitem.
2. Cidal, şiddet.
(Tarama Sözlüğü1967)

Cinsiyet: Erkek
1. Yorucu, emekle yapılan.
2. Zor, çetin.
3. Şiddet.
4. İş, meşguliyet.
5. Kuvvet.
T.
(Kişi Adları Sözlüğü )

(İstatistiksel sınamalar) İstatistiksel bir sınamada karşıt önsav doğru olduğunda sıfır önsavını geri çevirme olasılığı. İkinci tür yanılgı olasılığı en küçük olduğu zaman güç en büyük değeri alır.
Köken: İngilizce power
(BSTS / İstatistik Terimleri Sözlüğü 1983)


Köken: Osmanlı Türkçesi Takat
(BSTS / Teknik Terimler - Elektroteknik 1949)


4 ay önce